Çıkmış ve yeni çıkacak tüm yazıları abone olarak sen de takip et!
olağanüstü masallar etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
olağanüstü masallar etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Sevimli Akıllı Bulut ve Muhteşem Sahra Tozu

Sahra tozunu keşfeden Akıllı Bulut hakkında eğlenceli bir masal.

Bir varmış, bir yokmuş. Gökyüzünde gülen oynayan ve bazen de sinirlenince ağlayan bulutlar çokmuş. Bu bulutlar arasında mutlu bir Akıllı Bulut yaşarmış. Okulunda başarılı olduğu için öğretmenleri bu ismi uygun görmüşler. Çünkü, oyun oynamadan önce ödevlerini bitirirmiş ve sınıfta bütün sorulara cevap verebilirmiş. Yani hem çalışkanmış, hem de akıllıymış.

Akıllı Bulut ile aynı sınıfta olan bir de kara bulutlar varmış. Onlar Akıllı Bulut’un çalışkanlığını hep kıskanırlarmış. Bu yüzden onu gördükleri zaman ıslıklamaya başlarlarmış, ayağına taş bağlayıp düşürürlermiş, yere düşmesini sağladıktan sonra da Akıllı Bulut’un üzerine yağmaya başlarlarmış. Zavallı Akıllı Bulut sırılsıklam olurmuş her seferinde. Akıllı Bulut onlara hemen karşılık veremezmiş çünkü, onlar kadar güçlü yağmurları yokmuş. Aslında sınıfta öğretmeni olsa iyi olurmuş ama öğretmen de onu her zaman koruyamazmış. İşte bunlar olduktan sonra da Akıllı Bulut üzerini siler, hiçbir şey olmamış gibi dersine çalışmaya devam edermiş.

Günlerden bir gün Akıllı Bulut evde ders çalışırken, buhar ve kristal buz parçacıkları bulmuş üzerinde. Bu buz parçacıkları ne kadar büyük olursa, o kadar yağmur yağdırabileceğini çok geçmeden anlamış. Üstelik bu buz parçacıklarıyla yazın yağmur, kışın kar bile yağdırabilirmiş. Eğer bu buz parçacıklarından biraz daha bulursa, Kara Bulutlar ile baş edebilirmiş. Bunu anladıktan sonra, buz parçacıklarından bulmak için dua etmeye başlamış. Her gece, derslerini bitirir bitirmez dua etmeye başlarmış.

İşte sonunda bir peri dualarını duymuş. Akıllı Bulut buz parçacıkları bulmak istiyorsa eğer, sahra tozlarına ihtiyacı olduğunu anlatmış. Bulut periye sevinçle sarılmış ve çok ama çok teşekkür etmiş. Hemen en yakın çöle gitmek için yola koyulmuş.

Az gitmiş, uz gitmiş. Dere tepe düz gitmiş. Akıllı Bulut çöle varmış ve bundan sonra yola devesiyle birlikte devam etmiş. Ve sonunda sahra tozlarının olduğu bölgeye varmış. Cebinden çıkardığı sandığı bu kumlarla doldurmuş. Ne kadar alması gerektiğini devesine sormuş. Çünkü sahra tozlarını devesi taşıyacakmış. İşte deve de, ancak bir sandığı taşıyabilecek halde olduğunu söylemiş. Böylece Akıllı Bulut bir sandık sahra tozunu almış, devesine yüklemiş, tekrar yola koyulmuş. Ve tekrar ülkesine yani, gökyüzüne varmış.

O gün, Kara Bulutlar işlerini yapmak yani yağmak istiyorlarmış. Ama bir türlü bunu başaramıyorlarmış. Çünkü üzerlerinde sahra tozu kalmamış. Üzgün bir şekilde yağamadan evlerine dönüyorlarmış. Yolda giderken Akıllı Bulut ‘a rastlamışlar. Ve başlarına gelenleri anlatmışlar. Akıllı Bulut’un yardımını istemişler. Bunun üzerine sahra tozuyla dolu sandığı çıkarmış ve Kara Bulutların üzerine serpmeye başlamış. Kara Bulutlar güçlenmeye başlamış ve sevinçle yağmur yağdırmaya başlamışlar. Bunun için, Akıllı Bulut ‘a çok ama çok teşekkür etmişler. Ona yaptıkları kötülükler için özür dilemişler. Akıllı Bulut ile barışmışlar ve birden mucize olmuş ve kara bulutlar tertemiz bir beyazlığa bürünmüşler. Bundan böyle hiç kavga etmemişler ve mutlu bir şekilde yaşamışlar.


Çirkin mikrop yiyen, kendini zeki ve çevik sanan civciv


Bir varmış, sonra bir daha varmış, sonra ikisi de yokmuş. Yemyeşil bir köyde yaşayan kahverengi bir civciv varmış. Bu civciv diğer kardeşleri gibi değilmiş. Hergün bilgisayarın başında oturmak yerine, köyde gitmediği yerlere gider, kendisi için yeni ziyafetler ararmış.



Birgün yine bu civciv annesine haber vermeden, yanına çatal ve kaşığını almış, evden çıkmış. Kendi yemeğimi kendim bulurum, demiş. Karnından çıkan gurultularla birlikte yürümüşte yürümüş. Yürüdükçe iyice acıkıyormuş ama, önüne bir tane bile solucan çıkmıyormuş. Bu halde yürürken, birden durmuş. Düşünmüş, düşünmüş ve artık solucan yememeye karar vermiş. Ve ne yemesi gerektiğine karar vermek için biraz daha düşünmüş. Aslanları yiyemezmiş çünkü onlar bildiğin kralmış, hakan şükür gibiymiş; tilkileri de yiyemezmiş çünkü onlar da kurnazmış, durup dururken enayi durumuna düşmeyelim şimdi diye düşünmüş. Derken yanından bir mikrop uçuyormuş ve hemen atlamış. Mikrop çok-çok küçükmüş ama civcivde çok açmış, hemen karnının sesini dinlemiş. Oracıkta mikrobu ham yapmış.


Yediği mikroptan sonra hemen ayağa kalkmış, eve dönmeye karar vermiş. Sanki solucan yemiş gibi kendisini kandırmışta kandırmış. Yol boyunca bildiği bütün şarkıları söylemiş. Eve varmış. Evde çok güzel yemekler varmış. Herkes yemeğini yerken, tok olduğunu söylemiş. Zaten yemek yiyecek hali yokmuş. Çünkü karnındaki mikrop rahat durmuyormuş. Mikrop, davul çalmaya başlamış, sonra civcivin karnında yollar köprüler yapmış, sonra civcivin karaciğeri ile midesinin yerlerini değiştirmiş. Civciv, bunlar olurken, kıvranmışta kıvranmış. Hemen en yakın hastaneye, en yakın telefonla gitmişler. Doktor bu mikrobun diğerlerinden biraz farklı olduğunu söylemiş. Genleriyle oynandığı anlaşılmış ama, civciv bunları anlamamış. Sonra doktor çirkin bir el yazısıyla ilaçlar-şuruplar yazmış. Civciv bunları içmiş ve bir saat on beş dakika sonra iyileşmiş, atlayıp zıplamaya, bağırıp çağırmaya, koşup oynamaya başlamış. Hatta bunların hepsini bir anda yapmış. Bir daha bilmediği yemeklerden yememiş. Gökten üç elma düşmüş kafasına, ama elmaları yememiş. Çünkü kendisine söz vermiş, artık hep solucan yiyecekmiş.

(foto)