Bitkiler alemi içerisinde ayrı bir yere sahip olan, pek sevilen sevimli biberler dev bir hale gelebilir mi? Diğer sebze arkadaşlarından yüzde 20 daha fazla gelişmesini sağlayan ne olabilir? Sıfır yerçekimi içerisinde yetişmesi için yapılan bilimsel çalışmaların faydası görülmeye başlanmış bile!
Bir tarlada yaşayan iki tane biber varmış. İlk günler kavgasız gürültüsüz kardeş kardeş yaşıyorlarmış. Bir gün aralarına uzayda yetişen tohumlardan birisinin ekildiğini görmüşler. O geldikten sonra iki biber arasında kavga başlamış. Yapraklarını birbirlerine tehdit eder gibi sallıyorlarmış. İkisi de bu uzay tohumunun yetişmesini bekliyormuş. Onun ilk arkadaşı olmak için sabırsızlanıyorlarmış.
-Bu yanımdaki tohum benim arkadaşım olacak çünkü, ben bu tarlanın kralıyım, demiş birinci biber.
İkincisi hiç altta kalır mı?
-Olur mu, hiç öyle şey? Asıl tarlanın kralı benim, diye cevap vermiş.
Sonunda kavgaya karar vermişler. Kim yenerse tarlanın kralı o olacakmış.
Tarladaki tüm sebzeler, iki biberi seyretmek için sabırsızlanıyormuş. Çok geçmeden kavga başlamış. Toz toprakla karışık yapraklar havalanıp durmuş. Haliyle ikisi de epey yaralanmış. Sonunda birinci biber galip gelmiş. Diğer kaybeden biber, ağlayıp sızlanmaya koyulmuş. Bunca gürültüye dayanamayan uzay tohumu kafasını topraktan çıkarmaya başlamış.
-Neler oluyor burada? Rahatlıkla uyuyamayacak mıyım, şeklinde kızmış yanındakilere.
Uzay tohumu uykusundan uyandığına göre artık büyüyebilirmiş. Birdenbire boyu uzamaya ve yerçekiminin olmadığı yerde büyüdüğü için diğer biberleri geçmeye başlamış. Öylesine uzamış, öylesine yaprak vermiş ki, tarladaki herkesi geçmiş. Derken, yanındaki biberlerin güneşi görmesini engellemiş. İki biberlerle sohbet bile etmeyen bu yeni bitki, ağaçlarla arkadaş olmuş. Diğerleri de sararıp solmuş.
Dev Uzay Sebzelerinden Biber ve Arkadaslari
Dans Eden Yunusların Suyla Çalışan Saati
Görüntülü Masallar - Yeni tasarlanmış teknolojik ürün olan dijital saat, geçimlerini dans ederek kazanan yunusların çok işine yarıyormuş. Suyla çalışan saati olduklarına oldukça sevinen balıkların ufak bir sorunu varmış. Denizlerin temizliği giderek yok olduğu çeşitli hastalıklara yakalanan zavallı hayvanlar, bakalım nasıl bir çare bulacaklar?
Denizlerin ortasında durup dinlenmeden, hep gülüp oynamak isteyen dansçı yunus balıkları grubu varmış. Bu sevimli hayvanlar, başlarının üzerinde renkli renkli topları çevirebilir, türlü türlü taklalar atabilirlermiş. Hem bunlar da neymiş? Dansçı yunuslarda şaşırtıcı bidolu numara varmış. Tabi, bütün bu marifetlerini insanlardan saklayacak değiller ya, deniz kıyısındaki gösterilerine hemen herkesi beklerlermiş. Bunun için, sabah erkenden kalkıp hazırlık yapmaları gerekirmiş. Yunuslar, güneşle birlikte uyanabilmek için suyla çalışabilen çalar saatlerini kurarlarmış. Denizin altında bir güneş gibi parlayan bu saat doğrusu hiç şaşmazmış. Yunuslara gitmeleri için gereken zamanın geldiğini etrafa ışık yayarak anlatırmış. İşte bu teknoloji harikası saatin bir benzerini hemen şimdi izleyebilirsin.
İşte, pek düzenli olan yunuslar, saatlerinin uyarılarını dikkate alırlarmış. Ona bakmadan hiçbir işlerini yapmak istemezlermiş. Çünkü zaman onlar için en değerli hazineymiş. Altından bile değerliymiş, evet.
Günlerden bir gün, dansçı yunuslardan birisi hastalanmış. Arkadaşları, tutup almışlar onu, hemen hastaneye götürmüşler. Küçük balığın hastalığının nedeni çok geçmeden anlaşılmış. Terliyken su içtiği için hastalanmamış, hayır. Zavallıcık hastalanmış çünkü, denizlerde yaşayan mikroplardan zarar görmüş. Üstelik bu mikroplara neden olan kirlilik, gün be gün artıyormuş. Hastanede yatan birçok yunus bu pislikten etkilenmiş.
Küçük yunus hasta yatağında,
“Galiba, bu su kirliliğe insanlar neden oluyor. Gösteri sırasında görmüştüm ben. Çoğu kimse, ellerindeki çöpleri durmadan denize atıyorlardı. Düşünsenize temizliğin ne demek olduğunu anlayamayan ne kadar çok insan vardır!” demiş. Başucunda bekleyen arkadaşlarından birisi cevap vermiş:
“Arkadaşlar, insanlarla birlikte vakit geçiren hayvanlardan biri de bizleriz. Onlara evlerimizi kirletmemeleri gerektiğini anlatabiliriz.”
“ İyi ama nasıl?” diye karşılık vermiş hasta yunus.
“Suda çalışan saatimizi kullanabiliriz. Işığın gücünden faydalanarak evlerimizdeki temizliği gösterebiliriz. Denizdeki kirliliği yaratan tek nedenin onların attığı atıklar olduğunun farkına varırlar böylece!” demiş büyük yunus.
Arkadaşları iyileşir iyileşmezmiş, tam da bu dediklerini harfiyen yerine getirmişler. İnsanlar gördükleri karşısında utanmışlar. Bir daha kimse suları pisletmeyeceklermiş. Dansçı yunuslara söz vermişler çünkü.





