Çıkmış ve yeni çıkacak tüm yazıları abone olarak sen de takip et!

Düşünceleri Söyleyen Başlık ve Dev

Küçük bir oduncu dili tutulmuş bir devi nasıl anlayabilir? Anlayabilmek için öncelikle ne düşündüğünü bilmesi gerekmez mi? Peki bu nasıl gerçekleşebilir? Hepsinin cevabı bu kısa masalda.

Bir varmış, bir yokmuş. Bir adamın üç oğlu varmış, üçü de büyümüş, kocaman kocaman delikanlı olmuşlar. O zamanın mevsimi kış olduğundan etraf soğuk mu soğukmuş, odun toplamanın zamanı gelmiş. Adamcağız yaşlı olduğu için kendisi bu işi yapacak değil ya, bu yüzden içlerinden birisini yollayacakmış. İlk önce büyükleri gitmek istemiş, düşmüş yola.

Büyük oğul ormana az bir yol kalmışken, yaşlı bir adama rastgelmiş. Zavallı adam perişan bir haldeymiş, karnının aç olduğunu söylemiş ve birazcık yiyecek istemiş. O da yanında olmasına rağmen vermemiş, yoluna devam etmiş. Ormana varınca odun keserken balta bacağına gelmiş, eve hem odunsuz hem de bacağı yaralı gelmiş.

Ortancası, bu durumu görünce kendisi yola düşmüş. O da aynı adama rastgelmiş, ondan da yiyecek istemiş yaşlı adam. Vermek istememiş ve kendi yoluna devam etmiş. Yürüyüp durmuş ve ormana varmış. Durmuş ve başlamış çalışmaya. Şu odun keseyim derken o da bacağını kesmiş. Ortancası da eve yaralı dönmüş.

Ev soğuktan buz kesmiş ama, yakacak tek bir odun bile kalmamış. Mecburen en küçükleri gidecekmiş ormana. Vakit kaybetmeden hazırlanmış ve düşmüş yola. Yolda giderken aynı adama rastlamış. Adam yiyecek bir şeyler istemiş.

Küçük Oduncu: “ Benim de karnım zil çalıyor, şuracıkta beraber yiyelim.” demiş. Oturmuşlar, yemek yemişler. Karınlarını doyurduktan sonra yaşlı adam: “Bak evladım.” demiş. “Ormana varınca ilk önce kalın gövdeli uzun bir ağaç göreceksin, hemen onu kes.” demiş ve yemek için teşekkür etmiş. Küçük Oduncu tekrar ormanın yolunu tutmuş ve derken ormana varmış. Yaşlı adamın tarif ettiği ağacı kesmiş, bir de bakmış ki içinde altın bir başlık var. Hemen onu torbasına koymuş, sevinçle evine dönebilirmiş.

Gide gide yine o yaşlı adama denk gelmiş. Heyecan içerisinde bulduğu altın başlığı ona da göstermiş. Adam: “ Evladım, bu başlığı biliyorum. Her kim bunu kafasına takarsa onun aklından ne geçtiğini anlayabilirsin. Sen bu başlığı hak ediyorsun. İleride çok işine yarayacak.” demiş ve yaşlı adam birden kaybolmuş. Çocuk olanlara bir anlam verememiş ve elindeki başlığı sıkıca tutup eve dönmeye koyulmuş ve yorgun argın eve ulaşmış.

Eve geldiğinde bir de ne görsün! Etraf karmakarışıkmış. Eşyaların yerleri değişmiş, bazı eşyalar ise kırılmış. Bütün bu olanların Dili Tutulmuş Dev’in marifeti olduğunu çok geçmeden anlamış. Hemen etraftaki kocaman ayak izlerini takip etmeye başlamış. Gitmiş gitmiş ve sonunda devin evine varmış. Küçük Oduncu bağırmaya başlamış:


“Çabuk babamı ve kardeşlerimi serbest bırak! Onlara zarar vermeye kalkışma!” demiş. Dev penceresini açıp konuşmaya başlamış ama, söylediğinden hiçbir şey anlaşılmıyormuş. Bunun üzerine Küçük Oduncu ’nun aklına sahip olduğu altın başlık gelmiş. Eğer başlığı Dili Tutulmuş Dev’e verebilirse her şey yoluna girebilirmiş. Bunun üzerine, çocuk;

“Dev bak sana bir hediye getirdim, altın bir başlık bu! Görüyor musun, nasıl da parlıyor! Gel hadi, çok beğeneceksin” demiş.

Bu hediyeyi kaçırmak istemeyen Dev çabucak aşağı inip kapıyı açmış. Küçük Oduncu ‘nun elinde duran başlığı kafasına geçirmiş. Şimdi daha iyi anlaşabilirlermiş. Küçük Oduncu neden bunları yaptığını sormuş. Dev yine konuşmaya başlamış ama bir şey anlayamamış. Bu sırada kafasındaki başlıktan sesler duyulmaya başlamış:

“Dev, odun ve birazcıkta yiyecek istiyor” demiş. Şimdi her şey açıklığa kavuşmuş. Küçük Oduncu devin istediklerini yerine getirmiş, ailesini kurtarmış. Dili Tutulmuş Dev ile herkes çok iyi anlaşabilirmiş. Tabi ki altın başlık sayesinde!

"Beyni okuyan makine geliştirildi" başlıklı haberden esinlenilmiştir.

0 yorum: