Bir varmış, bir yokmuş. Zengin mi zengin bir ülkenin padişahı varmış. Sarayında bir kuş sütü eksikmiş, sırtı pekmiş, karnı tokmuş. Ama ne var ki, bir derdi varmış. Padişah şeker hastalığına yakalanmış. Diyabet tedavisi için, türlü türlü yolları varmış ama, onun canı şeker gibi tatlıymış. Durmadan çikolota ve şekerlemeler tüketirmiş. Bu tedavilere bir türlü yanaşmak istemez, başka bir yöntemin bulunmasını istermiş.
Padişah bir tellak tutmuş hemen ve ülkesindeki bütün doktorları göreve çağırmış. Böylece, ülkenin doktorlarının yolu saraya düşmüş. Başlamış hünerlerini sergilemeye. Ama tabi, hiçbirisi padişahın beğenisini kazanamamış. Derken Doktor Revya çıkmış ve padişahın kök hücrelerini kullanarak insülin üretmesini sağlamış. Bu yöntem padişahın çok hoşuna gitmiş. Eski sağlığına kavuşmuş ve bunun karşılığında büyük ödülü kazanmış.
Doktor, bir anda servet ve ün sahibi olmuş. Ününü herkes duymuş. Bu durum baş vezirin yoğun ilgisini çekmiş ve kıskanmaya başlamış. Hemen düşünmüş ve planını hazırlamış. Padişah’ a yalan söyleyecekmiş. Vakit kaybetmeden huzuruna çıkmış ve demiş ki,
“Padişahım, Doktor Revya denilen adam bir ajandır. Sizi iyileştirerek güveninizi kazandı ve şimdi de ülkenizi ele geçirecek. Ülkedeki vergileri kendisi toplayacak, kızınızla birlikte yiyecek. Hem de bunlar birkaç gün içerisinde gerçekleşecek...”
Padişah, vezirine şöyle bir bakmış ve oracıkta inanmış. Hemen parmağını şıklatmış ve cellad belirmiş. Sonra öteki parmağını şıklatmış ve doktor hemen gelmiş. İkisi de birbirlerini tanımıyormuş. Bu yüzden onları tanıştırmış. Doktor hemen korkmaya başlamış ve durumu anlamış. Sonra yalvarmaya başlamış.
“Sevgili padişahım, kötü biri olsam, neden size yardım edeyim. Hem benim Hipokrat yeminim var, bu yüzden sadece görevimi yaptım. Size iyilik eden birine neden kötülük ediyorsunuz”
demiş.
Ama nafile, padişah kulaklarına pamuk tıkamış, bunları duymak istememiş. Ve sıra son dileğe gelmiş. Doktor cellada bir toz vermiş ve bunu öldükten sonra kellesine sürülmesini istemiş. Sonra işlemler başlamış, doktor ölmüş ve isteği yerine getirilmiş. Toz sürüldüğü anda doktor tekrar konuşmaya başlamış ve padişaha bir hediye vermek istemiş. Odasında bulunan daha önce kimsenin görmediği bir şekerlemeyi padişaha vermişler. Doktor, tekrar konuşmaya başlamış, padişah şekeri yerken. Bu şekerin aslında bir zehir olduğunu ve birazdan onun da, kendisi gibi öleceğini söylemiş. Çünkü padişah bunu hak etmişmiş. İyiliğe karşı kötülük işlemiş ve hak ettiği cezayı bulmuş, masal da burada bitmiş.
| ||||
Diyabet Mutfağı Şeker Hastaları İçin Sağlıklı ve Leziz 168 Yemek Tarifi Ferin Batman |








0 yorum:
Yorum Gönder